Demir Kardaş

Düzenli çalışmak ve öğrenmek yolunda emek harcıyorum. Zamanı kaçırmamaya özen vererek bana ait renkli bir hayal dünyasını kağıtlar üzerine aktarmaya çabalamaktayım.

1950 İstanbul doğumluyum.

İstanbul Ticari İlimler Akademisini 1974 yılında bitirdim. Resim yapabilmeyi hep hayatımın öncelikleri arasına almayı istemişimdir. İstemişimdir ama bu fırsatı ancak 2004 yılında yakalayabildim. Bir daha da elimden kaçırmamak için sıkı sıkıya tutuyorum. Önceleri zaman buldukça yaptığım bu uğraşı artık benim için yaşam tarzıma dönüştü.

Sıralı olarak başladım öğrenmeye; karakalem ile desenler, suluboya resimler, yağlıboya denemeleri derken kolajlarda karar kıldım.

2006 yılında Hocam Ergün Başar'la tanışmamdan sonradır belirli bir yola girmem. Desen, kompozisyon ve baskıresim üzerine yanında o günden bu yana çalışmak ve öğrenmeye gayret etmekle geçiyor zamanım.

2008 yılında İMOGA ( İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi) nin açtığı 2008 – 2009 Gravür Eğitim Seminerine katıldım. Hocam Eda Tekcan'ın yanında, elimden geldiğince, teknik ve uygulamaları öğrendim. Atölye ortamında gurupla birlikte çalışma alışkanlığını kazandım.

Baskı resim dalında linol tekniği elime daha yatkın geldi. Çalışılmasının hızlı ve çabuk sonuç alındığını gördüm. Zaman içerisinde renkler ve şablonlar işlerimde ön plana çıkmaya başladı. Daire ile kare bende bir sonsuzluk ve düzen duygusu yaratmaktadır. Döngüsel hareketleri bazen dairelerin içinde hızla dolaştırmayı bazen de karenin sakin düzeninin içerisinde bir anafor halinde gezdirmeyi seviyorum.

Üst üste saydam şablonlar kullanarak renk geçişleri yapmak hoşuma gidiyor. Formlarım aslında kendi sanatımızın yansımalarıdır. Çini desenleri kaftanlar mezar taşları ve doğaldır ki hat ile tezhip.

Soyuta doğru olan formlarım armalar halindedir. Ya da ben arma olmasına çabalıyorum diyelim. Renk cümbüşleri seyredilmelerini daha da kolaylaştırıyor. Şimdilerde bu yoldayım ama aklımda sadeleşmek olabildiğince aza inmek düşüncesi var.

Düzenli çalışmak ve öğrenmek yolunda emek harcıyorum. Zamanı kaçırmamaya özen vererek bana ait renkli bir hayal dünyasını kağıtlar üzerine aktarmaya çabalamaktayım.

Demir Kardaş

2010

 

ÖDÜL

2012 71. Devlet Resim ve Heykel Yarışması, Özgün baskı dalında “Başarı Ödülü”.

 

KİŞİSEL SERGİLER 

2019 Uluslararası V. Denizli Cam Bienali, Denizli

2018 Osman İnci Müzesi, Edirne

2018 Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi Sergi Salonu, Eskişehir

2018 Galeri A, Alsancak, İzmir

2017 Işık Üniversitesi, Şile Yerleşkesi, Sanat Galerisi 

2017 Little BuddhArt Sanat Galerisi, Ayvalık

2016 Bilgi Üniversitesi Sanat Galerisi, İstanbul

2016 Orkun Ozan Sanat Galerisi, Antalya

2016 Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Maslak, İstanbul

2013 Sanat Gezgini Terrace Fulya, İstanbul

2012 Galeri/Miz Teşvikiye, İstanbul ( Kış )

2012 Galeri/Miz Teşvikiye, İstanbul ( Bahar )

2012 Galeri FE Göztepe, İstanbul

2011 İMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi kişisel 

2010 Antalya Gloria Resort kişisel sergi

 

JÜRİLİ SERGİLER

2012 TC Kültür Bakanlığı Devlet Resim Heykel Yarışması Sergisi

2012 2. Uluslararası Grafik Sanatlar Romanya Bienali

2011 Anadolu Üniversitesi Türkiye’de Baskı Resme Bakmak

2011 Kale Kilit IV Uluslararası Özgün Baskı Yarışması/ Mimar Sinan GSF

2011 RHMD IV. Uluslararası Özgünbaskı Sergisi

2010 34. DYO Resim Yarışması

 

GRUP SERGİLER

2016 Armaggan Sanat Galerisi, Çiftçi Towers, İstanbul

2015 Sanat 365, Birliğin Sinerjisi, İstanbul

2015 Armaggan Sanat Galerisi, İstanbul  7/24 - 3

2014 Heritage Gallery, Cenevre

2013 ProArt Gallery, Dubai

2013 Show Case Gallery, Dubai

2012 22. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı TÜYAP

2012 Galeri/Miz, Teşvikiye, İstanbul

2012 Galeri/Miz, Karma Sergi, Bodrum

2012 Galeri/Miz, Nart Sigorta Sergisi, İstanbul

2012 TEM Sanat Galerisi, 26. Bizden Onlardan Sergisi, İstanbul

2011 Galeri FE, Karma 2 Sergisi, İstanbul

2011 Galeri FE, Karma 1 Sergisi, İstanbul

2011 TEM Sanat Galerisi, 25. Bizden Onlardan Sergisi, İstanbul

2010 Toprak Sanat Galerisi, IMOGA’dan Ustalar Baskıresim Sergisi, İstanbul

2010 Bilkent Üniversitesi Sanat Galerisi, 5 Usta 5 Genç Baskıresim Sergisi, Ankara

2010 Halis Kurtça Sanat Merkezi, Ergün Başar Atölye Sergisi, İstanbul

2010 Işık Üniversitesi Yüksek Lisans Sergisi, İstanbul

2009 Halis Kurtça Sanat Merkezi, Ergün Başar Atölye Sergisi, İstanbul

2009 IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi Atölye Sergisi, İstanbul

               

KAMU ve KURUMSAL KOLEKSİYONLAR   

Trakya Üniversitesi, İlhan Koman Heykel ve Resim Müzesi

Osman İnci Müzesi, Edirne  

Anadolu Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesi                                                                                                           

İmoga  İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi                                                                                                                       

Anadolu Üniversitesi GSF Baskı Bölümü                                                                                                                     

Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi                                                                                                               

Işık Üniversitesi GSF Sanat Galerisi                                                                                                                                   

Resim Heykel Müzeleri Derneği                                                                                                                                         

Dünya Sağlık Örgütü Ankara                                                                                                                                               

Manna Hotel İstanbul                                                                                                                                                       

Ramada Hotel Taksim

Reges Hotel Çeşme


Boyama'dan Yapıt'a

“Boyamak”, diyor Demir Kardaş çalışmalarından söz ederken. Çalışmalarını ve yaratım sürecini uzun uzun anlatmaktan, tanımlamaktan, adlandırmaktan, ayrıntılarda dolaşmaktan kaçınan bir sanatçı. Onun için belki, işini anlatırken kısaca “boyuyorum” demek ona yetiyor.

Oysa özgün baskıları, kendi deyişiyle “boyamaları” izleyen gözle buluştuğunda, boyamanın çok ötesinde, estetik bir yapının varlığı seziliyor. Renk ve çizgilerden oluşan resimsel alan, kendine özgü bir ritmle devinmekte olan sonsuz bir evreni barındırıyor.

Demir Kardaş'ın “boyayarak” ulaştığı görsel yapıda kurgu oldukça güçlüdür. Bu kurgunun temel bileşeni her resimde olduğu gibi renk, çizgi, düzlemin bir araya geliş biçimidir. Tüm yapıtına baktığımızda, Demir Kardaş'ın resminin, bu birimleri bir araya getiren özgün bir süreç içerdiğini sezinleriz. Her sanatçı gibi kendi algısının ve yaratıcılığının onu taşıdığı bilişsel ve tutkusal alanda üretimini gerçekleştirirken, Kardaş'ın kendine ait görsel bir dil oluşturduğu açıkça gözlemlenir. Yapıt işte bu kurgusallığıyla izleyenin bakışını kavrar. “Boyama” Kardaş'ın işçiliğini, “yapıt” ise bu çabanın ulaştığı düzeyi anlatan birer kavram-sözcük olarak değerlendirilmelidir.

Özgün baskı tekniklerinde ustalaştığı oranda, tekniğin olanaklarını da sonuna dek kullanan, sınayan Kardaş için teknik, sadece görsel yapıyı kurmada değil, kağıdın yüzeyinde dokusallık (texture) yaratmada da bir araç olarak belirir. Japon estamplarında rastladığımız renksiz “gaufre”ler onun resimlerinde hem renklenirler, hem de yüzeyi dokunulabilir kılarak, resmin birden çok duyumuzla algılanmasına izin verirler.

Teknikte ustalaşmaya giden bu yoğun çalışma Kardaş'ın yaratıcılığına ve sanatsal serüvenine yön vermektedir. Ağırlıklı olarak linol tekniğinin yanı sıra, metal gravür, serigrafi, taş baskı ve ağaç baskı teknikleri yapıtının can damarını oluşturur: Bu çatıyı giydiren renkler ve biçimlerin birbirini kucaklaması ise başka bir zanaati, renk ve kompozisyon bilgisine dayalı yetkin bir çalışmayı gösterir. Baskı tekniği bilgisi Kardaş'ı yeni anlatım biçimlerine yönelten önemli bir faktör olarak belirir kuşkusuz. Ustalıkla kullanılan bu teknikler aslında anlatımın hizmetinde, ressamın gördüğü dünyayı izleyene ulaştıran yol, yapıtın taşıyıcı gövdesidir.

Üretim aşamasında, kendini resmin hareketine bırakan sanatçı için önemli bir evre daha vardır: Tekniğin işçisi artık düşsel serüvene doğru kanatlanmıştır. Renkler ve çizgiler kağıdın boşluğunda birbiriyle buluşur, uzaklaşır, boşluğu kaplar; düzlemler belirir; renkler düzlemleri örter, çizgiler düzlemleri parçalara böler; daireler iç içe geçer, renkler dairenin devimini izler, çizgiler daireyi yararak geçer, çizgiler dalgalanır, kesişir; dörtgenler bütünü kuşatır, resmin yüzeyine geometrik alanlar kazandırır; kağıdın kendine özgü beyazı küçük düzlemlerde boyaya değmeden durur; bir dünyadır artık resimsel uzam. Saflık, katışıklık; yoğunluk, sadelik; çekişme, uzlaşma... Her şey kendine göre bir “denge” içinde birbirine bağlanır.

Özgün baskıların renkleri dört elementi taşır: /Toprak/, /Ateş/, /Su/ve /Hava/ görsel yapıda birbirine eklemlenen anlam alanlarına açılır. Bu bağıntılar ışığında Demir Kardaş'ın resimlerini Kozmos'un resme dökülmüş yansımaları olarak okumak yanlış olmaz. Özgün baskılarda geleneğin de ayrıcalıklı bir yeri vardır: Yinelenen motifler (lale, çintemani...) ve renkler (turkuvaz, kırmızı...) görsel ve kültürel belleğimizi uyaran birer göstergedir. Osmanlı motifleri ve desenleri Kardaş'ın yapıtında sağlam bir estetik kurguyla izleyene ulaşır.

Resim geleneğine bağlı, bilimsel düşünceye açık, yorulmadan üretmeye yazgılı, özgün baskı sanatının bu sadık işçisi alçakgönüllü bir çabayla sanat yolculuğunu sürdürüyor; serüvenini kendine özgü söylemiyle bizlere aktarıyor. Bu söylemde, baskı teknikleriyle üst üste gelen onlarca katman ve düzlemin çoğulluğuna karşın, saydamlığını yitirmeyen bir görsel evren yer alıyor: Kozmos'u boyalarıyla izleyen bir gezginin anlattığı evren.

 

Prof.Dr.Nedret Tanyolaç Öztokat

2011

 

 

DEMIR KARDAS 

Born in 1950, Istanbul, Turkey. 

EDUCATION

Currently, working on a second MA degree at The Academy of Fine Arts, with Prof.Balkan Naci Islimyeli Painting Workshop, Isik University, Istanbul.

MA, The Academy of Fine Arts at The Institute of Sociological Studies, Isik University, Istanbul.  

Thesis: Art Theories and Criticism.

BA, The Academy of Economics and Trade (Iktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi), The University of Istanbul.

 

AWARDS

Original Printing, 2012 Award; “71st Competition, Painting, Sculpture, and Artistic-Printing,” organized by The Turkish Ministry of Culture and Tourism.

SOLO EXHIBITIONS

2019 International V. Denizli Biennale, Denizli

2018 Osman İnci Museum, Edirne

2018 Anadolu University, Fine Art Gallery, Eskisehir

2018 Gallry A, Alsancak, Izmir

2017 Isık University, Şile Art Gallery, Istanbul

2017 BuddhArt Gallery, Ayvalık

2016 Bilgi University, Art Gallery, Istanbul

2016 Orkun Ozan Art Gallery, Antalya

2016 Isık University Fine Art, Maslak, Istanbul

2013 Sanat Gezgini Terrace Fulya Recidance, Istanbul

2012, Gallery FE, Goztepe, Istanbul.

2012(Winter), Gallery/Miz, Teşvikiye, Istanbul.

2012(Spring), Gallery/Miz, Teşvikiye, Istanbul.

2011, IMOGA (Istanbul Museum of Graphical Arts), Goztepe, Istanbul.

2010, Exhibition at “The Gloria Resort Hotel”, Antalya.

 

GROUP EXHIBITIONS (Selection By Jury)

2012, “71st Competition, Painting, Sculpture, and Artistic-Printing,” organized by The Turkish Ministry of Culture and Tourism.

2012, “International Biennale, Graphical Arts”, Romania.

2011, “Viewing Graphical Arts, Turkey”, Anadolu University, Eskisehir.

2011, “International Exhibition of Original-Printing”, RHMD (Resim, Heykel Müzeleri Dernegi - The Society of The Museums of Paintings and Sculptures).

2010, “34th Competition, Paintings”, organized by DYO (Durmus Yasar ve Ogulları – Durmus Yasar and Sons), Istanbul - Ankara.

 GROUP EXHIBITIONS

2013 ProArt Gallery, Dubai

2013 “27th Exhibition, “By Us and By Them”, Art Gallery TEM, Istanbul.

2012, Gallery/Miz, Istanbul

2012, “22nd International Art Fair, TUYAP”, Istanbul.

2012, Gallery/Miz, Bodrum.

2012, Exhibition organized by Nart Insurance, Gallery/Miz, Istanbul.

2012, “26th Exhibition, “By Us and By Them”, Art Gallery TEM, Istanbul.

2011, “2nd Group Exhibition”, Gallery FE, Istanbul.

2011, “1st Group Exhibition”, Gallery FE, Istanbul.

2011, “25th Exhibition, “By Us and By Them”, Art Gallery TEM, Istanbul.

2010, “IMOGA’s Master Artistic-Printers Exhibition”, Toprak Sanat Galerisi, Istanbul.

2010, “Artistic-Printing Exhibition By 5 Masters and 5 Apprentices”, Bilkent University, Ankara.

2010, “Exhibition By Ergun Basar Workshop”, Halis Kurtca Art Center, Istanbul.

2010, “Exhibition for the MA degree”, Isik University, Istanbul.

2009, “Exhibition By Ergun Basar Workshop”, Halis Kurtca Art Center, Istanbul.

2009, “Exhibition By IMOGA Workshop”, Istanbul.

 

1950 İstanbul doğumluyum.

İstanbul Ticari İlimler Akademisini 1974 yılında bitirdim. Resim yapabilmeyi hep hayatımın öncelikleri arasına almayı istemişimdir. İstemişimdir ama bu fırsatı ancak 2004 yılında yakalayabildim. Bir daha da elimden kaçırmamak için sıkı sıkıya tutuyorum. Önceleri zaman buldukça yaptığım bu uğraşı artık benim için yaşam tarzıma dönüştü.

Sıralı olarak başladım öğrenmeye; karakalem ile desenler, suluboya resimler, yağlıboya denemeleri derken kolajlarda karar kıldım.

2006 yılında Hocam Ergün Başar'la tanışmamdan sonradır belirli bir yola girmem. Desen, kompozisyon ve baskıresim üzerine yanında o günden bu yana çalışmak ve öğrenmeye gayret etmekle geçiyor zamanım.

2008 yılında İMOGA ( İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi) nin açtığı 2008 – 2009 Gravür Eğitim Seminerine katıldım. Hocam Eda Tekcan'ın yanında, elimden geldiğince, teknik ve uygulamaları öğrendim. Atölye ortamında gurupla birlikte çalışma alışkanlığını kazandım.

Baskı resim dalında linol tekniği elime daha yatkın geldi. Çalışılmasının hızlı ve çabuk sonuç alındığını gördüm. Zaman içerisinde renkler ve şablonlar işlerimde ön plana çıkmaya başladı. Daire ile kare bende bir sonsuzluk ve düzen duygusu yaratmaktadır. Döngüsel hareketleri bazen dairelerin içinde hızla dolaştırmayı bazen de karenin sakin düzeninin içerisinde bir anafor halinde gezdirmeyi seviyorum.

Üst üste saydam şablonlar kullanarak renk geçişleri yapmak hoşuma gidiyor. Formlarım aslında kendi sanatımızın yansımalarıdır. Çini desenleri kaftanlar mezar taşları ve doğaldır ki hat ile tezhip.

Soyuta doğru olan formlarım armalar halindedir. Ya da ben arma olmasına çabalıyorum diyelim. Renk cümbüşleri seyredilmelerini daha da kolaylaştırıyor. Şimdilerde bu yoldayım ama aklımda sadeleşmek olabildiğince aza inmek düşüncesi var.

Düzenli çalışmak ve öğrenmek yolunda emek harcıyorum. Zamanı kaçırmamaya özen vererek bana ait renkli bir hayal dünyasını kağıtlar üzerine aktarmaya çabalamaktayım.

Demir Kardaş

2010

 

ÖDÜL

2012 71. Devlet Resim ve Heykel Yarışması, Özgün baskı dalında “Başarı Ödülü”.

 

KİŞİSEL SERGİLER 

2019 Uluslararası V. Denizli Cam Bienali, Denizli

2018 Osman İnci Müzesi, Edirne

2018 Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi Sergi Salonu, Eskişehir

2018 Galeri A, Alsancak, İzmir

2017 Işık Üniversitesi, Şile Yerleşkesi, Sanat Galerisi 

2017 Little BuddhArt Sanat Galerisi, Ayvalık

2016 Bilgi Üniversitesi Sanat Galerisi, İstanbul

2016 Orkun Ozan Sanat Galerisi, Antalya

2016 Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Maslak, İstanbul

2013 Sanat Gezgini Terrace Fulya, İstanbul

2012 Galeri/Miz Teşvikiye, İstanbul ( Kış )

2012 Galeri/Miz Teşvikiye, İstanbul ( Bahar )

2012 Galeri FE Göztepe, İstanbul

2011 İMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi kişisel 

2010 Antalya Gloria Resort kişisel sergi

 

JÜRİLİ SERGİLER

2012 TC Kültür Bakanlığı Devlet Resim Heykel Yarışması Sergisi

2012 2. Uluslararası Grafik Sanatlar Romanya Bienali

2011 Anadolu Üniversitesi Türkiye’de Baskı Resme Bakmak

2011 Kale Kilit IV Uluslararası Özgün Baskı Yarışması/ Mimar Sinan GSF

2011 RHMD IV. Uluslararası Özgünbaskı Sergisi

2010 34. DYO Resim Yarışması

 

GRUP SERGİLER

2016 Armaggan Sanat Galerisi, Çiftçi Towers, İstanbul

2015 Sanat 365, Birliğin Sinerjisi, İstanbul

2015 Armaggan Sanat Galerisi, İstanbul  7/24 - 3

2014 Heritage Gallery, Cenevre

2013 ProArt Gallery, Dubai

2013 Show Case Gallery, Dubai

2012 22. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı TÜYAP

2012 Galeri/Miz, Teşvikiye, İstanbul

2012 Galeri/Miz, Karma Sergi, Bodrum

2012 Galeri/Miz, Nart Sigorta Sergisi, İstanbul

2012 TEM Sanat Galerisi, 26. Bizden Onlardan Sergisi, İstanbul

2011 Galeri FE, Karma 2 Sergisi, İstanbul

2011 Galeri FE, Karma 1 Sergisi, İstanbul

2011 TEM Sanat Galerisi, 25. Bizden Onlardan Sergisi, İstanbul

2010 Toprak Sanat Galerisi, IMOGA’dan Ustalar Baskıresim Sergisi, İstanbul

2010 Bilkent Üniversitesi Sanat Galerisi, 5 Usta 5 Genç Baskıresim Sergisi, Ankara

2010 Halis Kurtça Sanat Merkezi, Ergün Başar Atölye Sergisi, İstanbul

2010 Işık Üniversitesi Yüksek Lisans Sergisi, İstanbul

2009 Halis Kurtça Sanat Merkezi, Ergün Başar Atölye Sergisi, İstanbul

2009 IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi Atölye Sergisi, İstanbul

               

KAMU ve KURUMSAL KOLEKSİYONLAR   

Trakya Üniversitesi, İlhan Koman Heykel ve Resim Müzesi

Osman İnci Müzesi, Edirne  

Anadolu Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesi                                                                                                           

İmoga  İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi                                                                                                                       

Anadolu Üniversitesi GSF Baskı Bölümü                                                                                                                     

Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi                                                                                                               

Işık Üniversitesi GSF Sanat Galerisi                                                                                                                                   

Resim Heykel Müzeleri Derneği                                                                                                                                         

Dünya Sağlık Örgütü Ankara                                                                                                                                               

Manna Hotel İstanbul                                                                                                                                                       

Ramada Hotel Taksim

Reges Hotel Çeşme


Boyama'dan Yapıt'a

“Boyamak”, diyor Demir Kardaş çalışmalarından söz ederken. Çalışmalarını ve yaratım sürecini uzun uzun anlatmaktan, tanımlamaktan, adlandırmaktan, ayrıntılarda dolaşmaktan kaçınan bir sanatçı. Onun için belki, işini anlatırken kısaca “boyuyorum” demek ona yetiyor.

Oysa özgün baskıları, kendi deyişiyle “boyamaları” izleyen gözle buluştuğunda, boyamanın çok ötesinde, estetik bir yapının varlığı seziliyor. Renk ve çizgilerden oluşan resimsel alan, kendine özgü bir ritmle devinmekte olan sonsuz bir evreni barındırıyor.

Demir Kardaş'ın “boyayarak” ulaştığı görsel yapıda kurgu oldukça güçlüdür. Bu kurgunun temel bileşeni her resimde olduğu gibi renk, çizgi, düzlemin bir araya geliş biçimidir. Tüm yapıtına baktığımızda, Demir Kardaş'ın resminin, bu birimleri bir araya getiren özgün bir süreç içerdiğini sezinleriz. Her sanatçı gibi kendi algısının ve yaratıcılığının onu taşıdığı bilişsel ve tutkusal alanda üretimini gerçekleştirirken, Kardaş'ın kendine ait görsel bir dil oluşturduğu açıkça gözlemlenir. Yapıt işte bu kurgusallığıyla izleyenin bakışını kavrar. “Boyama” Kardaş'ın işçiliğini, “yapıt” ise bu çabanın ulaştığı düzeyi anlatan birer kavram-sözcük olarak değerlendirilmelidir.

Özgün baskı tekniklerinde ustalaştığı oranda, tekniğin olanaklarını da sonuna dek kullanan, sınayan Kardaş için teknik, sadece görsel yapıyı kurmada değil, kağıdın yüzeyinde dokusallık (texture) yaratmada da bir araç olarak belirir. Japon estamplarında rastladığımız renksiz “gaufre”ler onun resimlerinde hem renklenirler, hem de yüzeyi dokunulabilir kılarak, resmin birden çok duyumuzla algılanmasına izin verirler.

Teknikte ustalaşmaya giden bu yoğun çalışma Kardaş'ın yaratıcılığına ve sanatsal serüvenine yön vermektedir. Ağırlıklı olarak linol tekniğinin yanı sıra, metal gravür, serigrafi, taş baskı ve ağaç baskı teknikleri yapıtının can damarını oluşturur: Bu çatıyı giydiren renkler ve biçimlerin birbirini kucaklaması ise başka bir zanaati, renk ve kompozisyon bilgisine dayalı yetkin bir çalışmayı gösterir. Baskı tekniği bilgisi Kardaş'ı yeni anlatım biçimlerine yönelten önemli bir faktör olarak belirir kuşkusuz. Ustalıkla kullanılan bu teknikler aslında anlatımın hizmetinde, ressamın gördüğü dünyayı izleyene ulaştıran yol, yapıtın taşıyıcı gövdesidir.

Üretim aşamasında, kendini resmin hareketine bırakan sanatçı için önemli bir evre daha vardır: Tekniğin işçisi artık düşsel serüvene doğru kanatlanmıştır. Renkler ve çizgiler kağıdın boşluğunda birbiriyle buluşur, uzaklaşır, boşluğu kaplar; düzlemler belirir; renkler düzlemleri örter, çizgiler düzlemleri parçalara böler; daireler iç içe geçer, renkler dairenin devimini izler, çizgiler daireyi yararak geçer, çizgiler dalgalanır, kesişir; dörtgenler bütünü kuşatır, resmin yüzeyine geometrik alanlar kazandırır; kağıdın kendine özgü beyazı küçük düzlemlerde boyaya değmeden durur; bir dünyadır artık resimsel uzam. Saflık, katışıklık; yoğunluk, sadelik; çekişme, uzlaşma... Her şey kendine göre bir “denge” içinde birbirine bağlanır.

Özgün baskıların renkleri dört elementi taşır: /Toprak/, /Ateş/, /Su/ve /Hava/ görsel yapıda birbirine eklemlenen anlam alanlarına açılır. Bu bağıntılar ışığında Demir Kardaş'ın resimlerini Kozmos'un resme dökülmüş yansımaları olarak okumak yanlış olmaz. Özgün baskılarda geleneğin de ayrıcalıklı bir yeri vardır: Yinelenen motifler (lale, çintemani...) ve renkler (turkuvaz, kırmızı...) görsel ve kültürel belleğimizi uyaran birer göstergedir. Osmanlı motifleri ve desenleri Kardaş'ın yapıtında sağlam bir estetik kurguyla izleyene ulaşır.

Resim geleneğine bağlı, bilimsel düşünceye açık, yorulmadan üretmeye yazgılı, özgün baskı sanatının bu sadık işçisi alçakgönüllü bir çabayla sanat yolculuğunu sürdürüyor; serüvenini kendine özgü söylemiyle bizlere aktarıyor. Bu söylemde, baskı teknikleriyle üst üste gelen onlarca katman ve düzlemin çoğulluğuna karşın, saydamlığını yitirmeyen bir görsel evren yer alıyor: Kozmos'u boyalarıyla izleyen bir gezginin anlattığı evren.

 

Prof.Dr.Nedret Tanyolaç Öztokat

2011

 

 

DEMIR KARDAS 

Born in 1950, Istanbul, Turkey. 

EDUCATION

Currently, working on a second MA degree at The Academy of Fine Arts, with Prof.Balkan Naci Islimyeli Painting Workshop, Isik University, Istanbul.

MA, The Academy of Fine Arts at The Institute of Sociological Studies, Isik University, Istanbul.  

Thesis: Art Theories and Criticism.

BA, The Academy of Economics and Trade (Iktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi), The University of Istanbul.

 

AWARDS

Original Printing, 2012 Award; “71st Competition, Painting, Sculpture, and Artistic-Printing,” organized by The Turkish Ministry of Culture and Tourism.

SOLO EXHIBITIONS

2019 International V. Denizli Biennale, Denizli

2018 Osman İnci Museum, Edirne

2018 Anadolu University, Fine Art Gallery, Eskisehir

2018 Gallry A, Alsancak, Izmir

2017 Isık University, Şile Art Gallery, Istanbul

2017 BuddhArt Gallery, Ayvalık

2016 Bilgi University, Art Gallery, Istanbul

2016 Orkun Ozan Art Gallery, Antalya

2016 Isık University Fine Art, Maslak, Istanbul

2013 Sanat Gezgini Terrace Fulya Recidance, Istanbul

2012, Gallery FE, Goztepe, Istanbul.

2012(Winter), Gallery/Miz, Teşvikiye, Istanbul.

2012(Spring), Gallery/Miz, Teşvikiye, Istanbul.

2011, IMOGA (Istanbul Museum of Graphical Arts), Goztepe, Istanbul.

2010, Exhibition at “The Gloria Resort Hotel”, Antalya.

 

GROUP EXHIBITIONS (Selection By Jury)

2012, “71st Competition, Painting, Sculpture, and Artistic-Printing,” organized by The Turkish Ministry of Culture and Tourism.

2012, “International Biennale, Graphical Arts”, Romania.

2011, “Viewing Graphical Arts, Turkey”, Anadolu University, Eskisehir.

2011, “International Exhibition of Original-Printing”, RHMD (Resim, Heykel Müzeleri Dernegi - The Society of The Museums of Paintings and Sculptures).

2010, “34th Competition, Paintings”, organized by DYO (Durmus Yasar ve Ogulları – Durmus Yasar and Sons), Istanbul - Ankara.

 GROUP EXHIBITIONS

2013 ProArt Gallery, Dubai

2013 “27th Exhibition, “By Us and By Them”, Art Gallery TEM, Istanbul.

2012, Gallery/Miz, Istanbul

2012, “22nd International Art Fair, TUYAP”, Istanbul.

2012, Gallery/Miz, Bodrum.

2012, Exhibition organized by Nart Insurance, Gallery/Miz, Istanbul.

2012, “26th Exhibition, “By Us and By Them”, Art Gallery TEM, Istanbul.

2011, “2nd Group Exhibition”, Gallery FE, Istanbul.

2011, “1st Group Exhibition”, Gallery FE, Istanbul.

2011, “25th Exhibition, “By Us and By Them”, Art Gallery TEM, Istanbul.

2010, “IMOGA’s Master Artistic-Printers Exhibition”, Toprak Sanat Galerisi, Istanbul.

2010, “Artistic-Printing Exhibition By 5 Masters and 5 Apprentices”, Bilkent University, Ankara.

2010, “Exhibition By Ergun Basar Workshop”, Halis Kurtca Art Center, Istanbul.

2010, “Exhibition for the MA degree”, Isik University, Istanbul.

2009, “Exhibition By Ergun Basar Workshop”, Halis Kurtca Art Center, Istanbul.

2009, “Exhibition By IMOGA Workshop”, Istanbul.

 

Boyama’dan Yapıt’a

“Boyamak”, diyor Demir Kardaş çalışmalarından söz ederken. Çalışmalarını ve resimsel yaratım sürecini uzun uzun anlatmaktan, tanımlamaktan, adlandırmaktan, ayrıntılarda dolaşmaktan kaçınan bir sanatçı. Onun için belki, işini anlatırken kısaca “boyuyorum” demek ona yetiyor. Baskı resme adadığı bütün yaratımsal gücü bir “eylem”de toplayarak noktayı koyuyor tanımlama çabalarına.

Oysa resimleri, kendi deyişiyle “boyamaları”, izleyen gözle buluştuğunda boyamanın çok ötesinde estetik/görsel bir kurguyu sezdiriyor. Renk, çizgi ve düzlemlerin bir araya geldiği resimsel alanda, kendine özgü yasalarıyla, kendi ritmine göre devinmekte olan sonsuz bir evrenin varlığı duyumsanıyor. Görsel her yapıda olduğu gibi, izleyen gözün, başka deyişle “gözlemleyen özne”nin (Fontanille 1989) yapıtla buluşmasında, nice işlemler, algılamalar, duyumsayışlar görünenin ötesinde yer alan anlamlar dünyasının kapısını aralar. Anlam oradadır, tüm gücüllüğü ve olanaklılığıyla izleyeni beklemektedir.

Demir Kardaş’ın “boyayarak” ulaştığı görsel yapıda kurgunun belirgin varlığı hissedilir. Bu kurgunun temel öğeleri her resimde olduğu gibi renk, çizgi, düzlem gibi temel birimler ve bunların bir araya geliş biçimleridir. Tüm üretimine baktığımızda, Demir Kardaş’ın resmi bu görsel birimleri bir araya getirmede özgün bir süreç içerir.

Her sanatçı gibi, kendi algısının ve yaratıcılığının onu taşıdığı bilişsel ve tutkusal alanda üretimini gerçekleştirirken, Kardaş’ın kendine ait görsel bir dil oluşturduğu açıkça gözlemlenir: Her ne kadar açıklamayı, sözlerle yapıtını dillendirmeyi sevmese de, sağlam görsel kurgusuyla “izleyen özne”yi özgül bir dünyaya davet etmektedir. Yapıt işte bu kurgusallığıyla izleyeni kavrar. “Boyama” Kardaş’ın işçiliğini, zanaatini, “bricoleur”lüğünü, “yapıt” ise bu çabanın ulaştığı düzeyi anlatan birer kavram-sözcük olarak anlam kazanır, onun görsel evreninin keşfinde.

Atölyede bir “bricoleur”

İncelediği resim ya da fotoğraf çalışmalarında, sanatın “bricolage” yönüne dikkatimizi çeken Lévi-Strauss, estetik yaratımda da “bir araya getirme”nin, “kurgulama”nın bir düzen oluşturma çabasına eşlik ettiğini söyleyerek tablo çözümlemelerinde önemli adımlar atılmasını sağlamıştır (Lévi-Strauss 1993).

Demir Kardaş’ın üretim sürecinin içerdiği işçilik de “bricoleur”’lük olarak değerlendirilmelidir. Özgün baskı tekniklerinde ustalaştığı oranda, kullandığı tekniğin olanaklarını sonuna dek kullanan, sınayan, denemelere girişen bir sanatçı Kardaş.

Teknik onun için sadece görsel yapıyı kurmada değil, kağıdın yüzeyinde dokusallık (texture) yaratmada da bir araç olarak belirir: Japon estamplarında rastladığımız renksiz “gaufre”ler, (kumaş, deri, kağıtta baskı yoluyla elde edilen girinti ya da kabartılar) Demir Kardaş’ın resimlerinde hem renklenirler, hem de yüzeyi dokunulabilir, elle keşfedilir kılarak, resimsel yapının birden çok duyumuzla algılamamıza olanak sunarlar. Hemen her resimde daireler, elipsler, sağdan ya da soldan metnin merkezine doğru akan çizgiler “gaufre” olarak kağıdın yüzeyine yükselerek ya da derinine inerek biçimsel bir çeşitlilik etkisi uyandırır. Gözün de algıladığı bu belirli belirsiz kabartı ve girintiler, güçlü ışıkta kendini izleyene sunarlar. Resimlerdeki anlatım olanakları açısından baktığımızda, renk ve biçimin olanaklarının yanı sıra, kağıdın yüzeyinin dokusal algılanabilirliğini de yaratım sürecine katan bir bricolage’dır bu.

Teknikte ustalaşmaya giden bu yoğun çalışma Kardaş’ın sanat serüvenine de yön vermektedir. Ağırlıklı olarak kullandığı linol tekniğinin yanı sıra, metal gravür, serigrafi kullanan sanatçının yapıtı, yüksek baskı ve çukur baskının teknik olanaklarından beslenir; üretim kesintisiz biçimde sürerken, yeni anlatımların ardında yapıtlar birbirini izler.

Baskı teknikleri Kardaş’ın yapıtının can damarını oluşturur: Bu çatıya hayat veren renkler ve biçimlerin birbirini kucaklaması ise başka bir zanaati, renk bilgisine dayalı bir çalışmayı gösterir. Baskı tekniğine ilişkin deneme ve deneyimlerle desteklenen bu bilgi, Kardaş’ı yeni anlatım biçimlerine yönelten önemli bir faktör olarak belirir kuşkusuz. Ustalıkla kullanılan bu teknikler aslında anlatımın hizmetinde, ressamın gördüğü dünyayı izleyene ulaştıran yol, yapıtın estetik ve anlamsal evreninin taşıyıcı gövdesidir.

 

Resmin yüzeyinde anlamın oluşumu: renk/çizgi/düzlem ilişkisi

Demir Kardaş yaratım/üretim aşamasında resmin kendisini alıp götürdüğünü söyler. Yine kendi deyişiyle, yinelenen onca çaba ve denemenin sonucunda, “son noktayı resim koyar”.

Kendini resmin o soyut devinimine bıraktıktan sonra fazla müdahale etmeden resimle birlikte yol alan sanatçı için yeni bir evre söz konusudur: Tekniğin işçisi artık düşsel serüvene doğru kanatlanmıştır. Renkler ve çizgiler kağıdın boşluğunda birbiriyle buluşur, uzaklaşır, boşluğu kaplar; düzlemler belirir; renkler düzlemleri örter, çizgiler düzlemleri parçalara böler; daireler iç içe geçer, renkler dairenin devimini izler, çizgiler daireyi yararak geçer, çizgiler dalgalanır; dörtgenler bütünü kuşatır, resmin yüzeyine geometrik alanlar kazandırır; kağıdın kendine özgü beyaz’ı küçük düzlemlerde boyaya değmeden durur; bir dünyadır artık resimsel uzam. Saflık, katışıklık; yoğunluk, sadelik; çekişme, uzlaşma… Her şey bu alanda bir aradadır.

Renk ve çizgileri kağıt üzerinde kuşatan sınır keskindir Demir Kardaş’ın işlerinde. Mavi (koyu mavi ya da turkuvaz) bir kontur bu devinen dünyayı sanki sağlam bir zemine yerleştirmek istercesine geometrik ve matematik bir kesinlikle desenleri dört yandan kuşatır. Resmin yüzeyini sağlam ve değişmez bir sınır gibi çevreleyen kontur aslında içerideki devinimi dengelemek isteyen bir anlam birimi gibi okunabilir. İçeride sonsuza dek devinecekmiş izlenimi uyandıran görsel dünyayı “sabit”leyen, oradaki “devinim”e sağlam bir duruş kazandıran yapılandırıcı bir öğedir kontur. Yüklendiği anlam açısından baktığımızda, derin yapıda /devinimsel/ olan / durağanlık/la dengelenir. Kağıdın sunduğu geniş yüzeyin içinde her şeyin devindiği izlenimi veren bu görsel yapıda, konturun yarattığı durağanlık, Kardaş’ın özgün baskılarında “denge”yi belirgin bir anlam öğesi olarak tanımlamamızı sağlar. Renklerle çizgilerin sonsuz deviniminde, karenin sabitliği ve köşeliliği bu çeşitliliğin dans ettiği ortamı yatıştırır, görsel ve anlamsal açılardan “sakinlik” usulca resmin yüzeyine yayılır.

BİÇİM   ANLAM
Kontur /durağanlık/
/köşeli/ } “Denge” + ”Sakinlik”
Renk/çizgi/düzlem(ler) /devinim/ /yuvarlak+dalgalı/

 

Demir Kardaş’ın 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin özgün baskı resimlerinde dörtgen kompozisyonlar dikkati çeker. Bu yapıtlarda matematik ve geometrik bir kesinlik vardır: Dikey ve yatay çizgilerle bölümlenmiş alanlar sayılabilir, bölümlenmiş alanlar birbiriyle net bir orantı içindedir, büyük bir karenin içine dikdörtgenler yerleşir, birbirini tamamlar. 2008 tarihli, geleneksel motiflerden yola çıkan resimlerde karenin belirginliği ve figürlerin yinelemeli kullanılması bu çalışmaları modern çiniler gibi okumamıza olanak sağlar.

2009 çalışmalarında, büyük bir dörtgenin içine yerleşmiş daireler ve ince şeritlerle yeniden kurgulanan dörtgenleri üst üste getiren (superposé) yapısıyla, tıpkı 2008 çalışmalarında olduğu gibi, “parça/ bütün” ilişkisini örnekleyen, ölçülü, düzenli, güçlü bir kesinlik duygusu veren görsel yapı egemendir. Her şeyin alabildiğine dengede durduğu, kronolojik zamanın sanki artık işlemediği duygusu veren kompozisyonda, ağırlıklı olarak gri/lacivert/siyah skalasında birbirine yakın renklerin kullanılması ve yüzeyde diyagonal yönde dalgalar halinde ince ince akan Osmanlı süslemelerine özgü dekoratif çizgiler (çintemani), çok eskilerden gelen bir “görkem”i bugüne taşıyan “alçakgönüllü” bir söylemi vurgular. “Büyüklük sıradanlıkta yatar” diyen Alman psikolog Hellinger’in önermesini çağrıştıran bu düzenlemelerde “görkem” ve “tevazu” uyum içinde bir arada var olur (Hellinger 1996: 51). Bir kez daha “duran/devinen” karşıtlığı resme egemendir. Kare konturların içine yerleşen daireler ise resimlerde kendine özgü bir “merkez” (genelde sağ yukarı köşeye doğru) oluşturur. Söylemini oluşturmuş bir sanatçı vardır artık karşımızda.

2010 tarihli çalışmalarında Demir Kardaş yine ağırlıklı olarak daire biçimlerinin egemen olduğu baskı resimler üretir. Ancak bu kez kontur gitmiştir resmin yüzeyinden. Ne var ki, daire komposizyonlarda egemen olan “merkez” duygusu konturun yokluğunu doldurmuştur. Daireler bir merkezin çevresinde devinmekte, her öğe, yüzeyde, bir arada tutan bir güçle birbirine bağlanmış gibidir.

Koyu rengin egemen olduğu fonun üzerine yerleşen renkler, 2009 kompoziyonlarına oranla açık ve parlaktır, “ışıksallık” iyice belirginleşmiştir; geçmişten süzülüp gelen görsel izleklerin yeni renk/figür/eğimli çizgi’lerle kurgulanışıyla ortaya çıkan “görkem/tevazu” anlam ekseni yerini bugüne, “yaşam”a ilişkin bir devinime bırakmıştır. Dairesel devinimin baskınlığı bu resimleri “yaşamın döngüleri”, görsel yapının temel anlam alanını da /yaşamsallık/ olarak okumamızı sağlar.

Bu döneme ilişkin bir başka belirgin öğe, yukarıda da belirttiğimiz gibi, /ışıksallık/tır. Işığın göstergebiliminde, kuramsal yaklaşım ışığı iki düzeyde, hem fiziksel bir fenomen, hem de psikolojik bir fenomen olarak birlikte ele alır (Fontanille 1995: 22-23). Işığın algılanması görmeye ilişkin bir dizi işlemi gerektirirken, ışığın söylemleştirilmesi ruhsallığı içeren göstergesel işlemlerle ilgilidir.

Kardaş’ın 2010 resimlerinde beliren ışık kaynağı aşırı parlaklıktan uzak, deyim yerindeyse solgun, hatta dağılmıştır (diffus), bununla birlikte, görsel yapı ışıksallığı resim yüzeyinde çok iyi taşır. Yeri belirlidir, resim alanının sağ üst bölümüne yerleşir, yoğunluk yerine, uzama yayılmış bir ışığı gösterir. Resim yüzeyinde ışığın matematik bir değeri var gibidir. Işığın bu konfigürasyonunu aynı alanın alt bölümüne egemen koyu renklerle (toprak ve mineral renkleri) birlikte okuduğumuzda, resimlerin tümüne egemen bir “yerçekimi” etkisi duyumsanır. Bu resimlerde “ışıksal” daire parçaları göğe aittir, ancak diğer daireler yeryüzüne “yerçekim”iyle bağlıdır. Resimlerin bu kez “göksel/yersel” ikiliğine ev sahipliği ettiğini görürüz. “Denge” bir kez daha önemli bir izlek olarak belirir. Tüm karmaşasıyla içinde yaşadığımız bu dünyada, görmediğimiz, ama hissettiğimiz o akıl erdirilmez dengeyi anlatır sanki.

2010 ve 2011’de üretilen daire ağırlıklı resimlerde, boş bırakılmış, boyanın değmediği küçük beyaz alanlar dikkat çeker. Özgün baskıda bilinçli olarak boş bırakılmış, resim kağıdına ait bu beyaz alanlar, Kardaş’ın görsel kurgusunun tümünü göz önüne aldığımızda anlamlı bir öğe olarak değerlendirilebilir. Renklerin yoğun bir biçimde birbiriyle kurduğu ilişki ağı içinde “boş” bırakılmış alan, yüzeysel yapıda sınırlı bir “boşluk”, anlamın derin yapısında ise “nefes” gibi algılanır. Genellikle resim yüzeyinin üst bölümünde yer aldığı için /hava/yla ilişkilendirilebilir. İçine yerleştiği yapıya baktığımızda alt bölümde ağır ve doygun renklerin kullanılmasıyla ortaya çıkan “yer/gök” ikilisi, bu kez “hafif/ağır” ikilisiyle ilişkilendirilebilir.

Resmin yüzeyinde bırakılmış “beyaz” alan şiirsel “boşluk”la da ilişkilendirilebilir. Charles Baudelaire’in ünlü “Spleen” şiiri bir dizeyle başlar: “Sanki bin yaşındaymışım gibi çok anılarım” (“J’ai plus de souvenirs que si j’avais mille ans”). Ardından boşluk gelir. Bin yılın anısının ağırlığını, fazlalığını vurgulamak istercesine bırakılmış bu boşluktan sonra şiir devam eder: Çekmeceler dolusu notlar, kağıtlar, belgelerden söz eder şair. Şiirin temel izleği bu ilk dizede yer alır . Şiirsel yaratımla bir analoji kuracak olursak, Kardaş’ın özgün baskılarında bilerek bıraktığı küçük boş düzlemler, renk devinimini, o çoğulluğu üstlenen alanın (kağıdın) varlığına bir gönderme olarak değerlendirilebileceği gibi, tüm renk olanaklarını barındıran beyaza da bir gönderme olarak görülebilir.

Öte yandan, özgün baskı resimlerin içerdiği üst üste gelme (superposition) biçimleri, bu resimlerin yüzeyinde bir başka anlamlılığa daha olanak verir: Kağıdın alanını /düz≠dalgalı/, /köşeli≠yuvarlak/ dairelerle örten yapıda renklerin (/sıcak≠soğuk/; /açık≠koyu/) bir araya geliş biçimine baktığımızda, alt katmandan yüzey katmanlara doğru ve yüzeyden alta doğru giden derinlemesine eksende önemli bir başka bağıntı saptanır: Resimlerin çoğunda “taşıyan alan/taşınan alan” bağıntısı (“hafif”’i taşıyan “ağır” alanlar belirgindir), hem bu görsel yapıdaki “denge “durumunu, hem de anlam alanı olarak “denge” izleğini bir kez daha vurgular.

“Denge” (İzlek) Görsellik
“Hafif” ≈ Taşıyan uzam(lar) Işıklı
“Ağır” ≈ Taşıyan alan Opak

 

Renkleri bir araya getiren ve döngüsellik barındıran dairesel yapılarda “dünya”nın plastik ve şiirsel bir betimlemesini buluruz. Onlarca rengiyle görüşümüze sunulan bu dünya, yaratıcısının gördüğüdür: Paul Eluard’ın ünlü önermesini, “Yeryüzü bir portakal gibi mavidir/ Hiçbir yanlışlık yok, sözcükler asla yalan söylemez” (La terre est bleue comme une orange/Jamais une erreur les mots ne mentent pas) düşünecek olursak, Kardaş’ın resmettiği dünya da rengarenk bir portakal gibi ulaşır gözümüze.

Dairesel biçimleri içeren görsel yapının alt bölümüne egemen renklerin “mineral”, ve “toprak”, gibi kategorilere bağlanmasıyla /toprak/ elementi metinde yerini bulur. Yüzeyde bırakılmış boşlukla ilişkilendirdiğimiz /hava/’nın, yanı sıra koyu lacivert, turkuvaz, koyu mavinin bağlandığı element /su/ ve turuncu, kırmızı, sarı renklerle biçimlenen güneş spektrumuna bağlı ışık kaynağının /ateş/ elementiyle kurduğu ilişki Kardaş’ın görsel evreninin anahtarını sunar. Daire biçimi, hem üzerinde yaşadığımız dünyayı, hem döngüsel yaşamı anlatırken, derin yapıda dört elementle ilişkilenir.

Tüm resimlere baktığımızda (1008-2010) elementlerin eşit dağılmadığını görürüz: Başat olarak, /toprak/ elementini (toprak ve mineral renkleri) görürüz; buna karşın kimi resimlerde /hava/ (gökyüzü mavisi ve beyazlar) kendini daha az duyurur gibidir. Görsel sıklık açısından ikinci sırada /ateş/in (güneşin evrelerini anlatan renkler) yer aldığını, bunu /su/ (okyanus, deniz mavisi) elementinin izlediğini söyleyebiliriz. Hiyerarşik bir düzen aramak gerekirse, sadece biçimsel açıdan şöyle bir yapılanma önerilebilir:

/Toprak/ ++++
/Ateş/ +++-
/Su/ ++--
/Hava/ +---

 

Resimlerde siyah renk çağrıştırdığı “yanmış”lık, “ölüm”gibi izleklerle bir başka anlam alanına açılır. 2010-2011 resimlerinin bazılarında resim yüzeyinin en üst katmanına gelen bir imza gibi belirginleşir: Bu siyah im’in modern harflerle “Allah” sözcüğünün yazımı olduğunu göz önüne alırsak, siyah’ı, tüm renkleri (kısaca Kozmos’u) içinde barındıran “bilgeliğin” göstergesi olarak tanımlayan Doğu’lu kavrayış bu resimlerde “mistik” bir alanın varlığını sezdirir.

Elementlerin sıralanışına baktığımızda görsel düzlemde saptadığımız /toprak/ + /ateş/ + /su/ +/hava/ eklemlenimi, /beyaz/ ve /siyah/ renklerle ilişkilendirilebilecek bir “başlangıç” ve “son” anlamsal ilişkisiyle birlikte değerlendirilebilir. Bu bağıntılar ışığında Demir Kardaş’ın resimlerini Kozmos’un resme dökülmüş yansımaları olarak okumak yanlış olmaz.

Öte yandan, Kardaş’ın resmi önemli ölçüde gelenekten beslenir. Özellikle 2008 ve 2009 resimlerinde yinelenen motifler (lale, çintemani) ve renkler (turkuvaz, kırmızı…) görsel ve kültürel belleğimizi uyaran göstergelerdir. Osmanlı hanedanlık motifleri, çini desenleri, padişah gömlek ya da kaftanlarının süslemeleri Kardaş’ın resimlerinin yüzeyinde yeniden anlatım bulurlar. Gelenek modern olana kaynaklık ederken, yeni bir anlatımla bugüne ulaşır.

Ustaların izinde bir çırak

Demir Kardaş, belki de çocukluğundan bu yana, düş dünyasının bir köşesini hep meşgul etmiş olan resmin büyülü dünyasına, artık kendine ait olanı üretmek/yaratmak üzere 2006 yılında girer: Sanatın çekim alanını keşfetmeye kararlıdır. Ergün Başar’ın atölyesinde görsel dilin plastik ve biçimsel olanaklarıyla tanışır. Hocasının rehberliğinde desen, karakalem, kolaj çalışmaları birbirini izler. Burada resim sanatının plastik değerlerini kavrar; resim diliyle tanışır. Kardaş bugün de, Ergün Başar’ın yanında çalışarak, ara vermeden öğrenmeyi sürdürmektedir.

Öte yandan, bu keşif süreci onu İmoga’nın (İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi) çalışma ortamına taşır. 2008’de Eda Tekcan’ın yanında 6 ay çalışır, baskı tekniğini öğrenir. Temel baskı teknikleri ve yaratım süreçleri Demir Kardaş’ın çalışmalarına yeni bir ivme kazandıracaktır.

Baskı resmin teknik ve yapısal özelliklerini tanırken, iki usta Demir Kardaş’a ışık tutmaktadır: Emin Barın’ın kaligrafileri ve Sabri Berkel’in görsel evreni onun heyecanını besleyen önemli bir damar olarak belirir. Kardaş bu iki ustanın yapıtında hem düşünsel düzlemde, hem de resim pratiğinde yönlendirici bir güç bulur. Gücünü geleneğin derinliğinden almakla birlikte, kendine özgü resim dili yavaş yavaş kurmakta, kendi yolunu çizmektedir. Özgün baskının yaratım ve üretim sürecinde sanatçı, tek bir kalıbı onlarca kez kurgulayan, uzun, yinelemeli ve en iyiyi arayan bir işçiden başkası değildir artık.

Demir Kardaş’ın resimle ilgili tükenmeyen öğrenme merakı onu 2009 yılında Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin akademik kadrosuyla tanıştırır. Sanat Kuramları ve Eleştiri Yüksek Lisans programında, Kardaş atölye çalışmalarının yanı sıra çağdaş sanat feslefesi, Türk resmi, eleştiri kuramları gibi alanlarda öğrenciliğini sürdürür. 2011’in Mart ayında kişisel sergisine ev sahipliği eden Imoga’da onu hâlâ heyecanlı bir öğrenci, özgün baskıya gönül vermiş bir ressam olarak görürüz.

Resmin bu gönüllü zanaatkarı öğrenmeyi, çalışmayı hep sürdürecek gibi.

**********

Her resim görsel algımıza sunulmuş bir nesnedir, bu nesneyle öznenin karşılaşmasından aesthesis doğar, özneyle nesnenin ortak bir zeminde buluşması anlamın olanaklarının keşfi için yeterlidir; anlamı keşfe çıkan izleyiciye, yaratıcı/sanatçı “özlemlerin ve beklentiler”in alanını sunar aslında. Greimas’ın dediği gibi, “söylenemez olanı söylemek, görünmez olanı resmetmeye çalışmak özel ve tekil bir deneyimdir”, çünkü eksik olanı tamamlamaya yönelik bir çabadır. “Eksik olan, söylenmemiş olan bizim anlamsızlıktan anlama doğru atlamamızı sağlayan bir tramplen gibidir” (Greimas 1987: 99). Estetik deneyim tüm anlam gücünü buradan alır.

Geleneğin kaynaklarına bağlı, bilimsel düşünceye açık, öğrenmeye meraklı, yorulmadan üretmeye yazgılı, özgün baskı sanatının bu sadık işçisi alçakgönüllü bir çabayla yolculuğunu sürdürüyor. Kozmos’u boyalarıyla izleyen bir gezgin gibi.

Demir Kardaş bize kendi kozmosunu büyük Kozmos’un içinde yolculuk ederek anlatıyor. Her sanatçı gibi o da, renkleri ve çizgileri kağıdın yüzeyinde birbiriyle buluşturuyor. Onları bir araya getirdikten sonra çekiliyor, sessiz kalarak onların söyleşimine izin veriyor. Kendi söylemini işte böyle kuruyor. Onun resmini çalışma, beceri ve sabırla dokunmuş bir görsel söylem olarak tanımlayabiliriz. Anlattığı artık izleyenin alanına ait bir söylem.

Prof.Dr.Nedret Tanyolaç Öztokat

Kaynakça

Algirdas Julien Greimas, De l’imperfection, Pierre Fanlac, Périgueux, 1987
Claude Lévi-Strauss, Regarder, Ecouter, Lire, Plon, Paris, 1993
Jacques Fontanille, Les espaces subjectifs, Hachette, Paris, 1989
Jacques Fontanille, Sémiotique du visible, Puf, Paris, 1995
Bert Hellinger, Kabul etmenin özgürlüğü, Sistem Yayıncılık, 1996.